Soul Filmi Üzerine: Yaşamın Amacı

Hayatın tüm koşuşturmacası içinde, geçen arabalar, insan sesleri, kalabalık, insanların koşturmaları, dükkanlardan gelen sesler ve tüm bu karmaşa içinde yaşamaya çalışan insan… Bunca ses ve yoğunluk arasında kimdi insan? Hangileri gerçekten hayallerini yaşıyor? Ya da hayal de neydi? Neden yaşıyorduk sahi? Tüm bu soruları bünyesinde barındıran Pixar’ın en son çıkan filmi Soul, bizi birden Varsayımlar Dünyasına götürüyor. Neden mi? Hadi gelin olaylara baştan bakalım.

Film, kendi bulunduğu yaşamdan ve işinden oldukça sıkılmış bir müzik öğretmeninin sınıfındaki müzik çalışması ile başlar. Peki, bir öğretmenken neden sıkılmıştır Joe Gardner? Babasının onu bir jazz grubunu dinletmesi ile tek hayali ve yaşama amacı bir jazz grubuna katılmak olmuştur. Bu hayal uğruna pek çok kez gruplara dahil olmaya çalışan Joe, her defasında büyük bir hüsranla eli boş döner. Fakat öbür taraftan bir müzik öğretmenidir ve tam da filmin başında tam zamanlı öğretmen olma teklifi almıştır. Ne var ki, Joe hayali bu olmadığı için buna çok da sevinmez. Sınıfındaki atmosfere de bakılacak olursa öğrencilerinden bir kız dışında kimse müziği de seviyor değildir. Tüm bunlar arasında sıkışıp kalan karakterimiz, elinde var olan her şeyi bir kenara itip hayallerini aramaya devam etme niyetindedir. Veeee eski bir öğrencisinden bir telefon gelir, böylece hayallerine daha da yaklaşır. Öğrencisi Curley bir jazz grubunda çaldığını ve onun da katılabileceğini söyler. Bunun üzerine hayatın sıkışmışlığından kurtulma ümidi ile grubun çaldığı yere gider ve piyano çalarken kendinden geçerek Dorothea’yı fazlasıyla etkiler. Joe, o denli kendinden geçerek çalar ki piyanoyu, sanki bambaşka bir aleme gider! Ne var ki, her şey hayallerine bu kadar yaklaşmışken oluverir. Mutluluktan koşarak eve giderken o kadar dikkatsizdir ki pek çok kazadan kıl payı kurtulsa da sonunda açık olan bir rögar deliğinden aşağı düşer.

Peki, ama filmin tam da 9. dakikasında nasıl ölür kahraman? diye sorabiliriz. Fakat Joe gözlerini bir hastane odasında açmak yerine çok yumuşak bir mavi boyanmış bir dünyada gözlerini açar. Joe beyaz basamakların üzerindedir ve göz kamaştırıcı bir ışığa doğru ilerlemektedir. O da ne? Joe ölüme yani ‘Great Beyong’ iyinin de ötesine doğru gidiyor, birkaç adım sonra o da diğer ruhlar gibi o göz kamaştırıcı ışığın bir parçası olacak. Ne yapmalı ki? Joe, büyük bir endişeye kapılır ve kaderinden geriye doğru koşmaya başlar, sonunda da o beyaz yoldan düşer ve başka bir dünyaya gelir. Burası ise ‘Great Before’ yani iyi öncesi ya da yaşam öncesi bir Varsayımlar Dünyasıdır. Dünyaya gitmeden önce ruhlar burada kişilik kazanır ve son ışıltılarını da alıp dünyaya giderler. Tam da burada biraz duralım isterseniz. Neler oluyor bu filmde? Nedir bu yaşam ötesi ve yaşam öncesi dünyalar, üstelik bir de varsayımsal oldukları söyleniyor. Yaşam ötesi hiçbirimizin gerçekten de bilmediği ama kesin olarak ölümü getirdiği konusunda uzlaşıldığı bir alan, bunu anlıyoruz. Fakat koca bir ışıkta bir elektrik çarpması gibi kaybolmak, hepimiz tek bir şeye mi aitiz ve ona geri döneceğiz sorusunu sessizce gündeme getiriyor! Nitekim film bir kurgudan ibaret ve her ruh ayrı ayrı bir yerlerde kaybolabilir ve yok olabilirdi. Sizce neden tek bir ışıkta eriyip gidiyorlar? Ya da bu ışık ölen ruhlar sayesinde mi büyüyüp tamamlanıyor? Görünüşe göre büyüklüğü değişmiyor, sadece ruhları kendi içine alıyor. Varsayımlar dünyası olsa bile ruhların tek bir şeye doğru öleceği net bir biçimde veriliyor bize. Peki, ya bu yaşam öncesi dünya da ne oluyor? Üstelik kişiliklerimiz de burada veriliyormuş? Bu sizce de kulağa çok determinist gelmiyor mu? Ya da kaderin her şeyden önce belirlenmiş olması? Yönetmen Pete Docter demek ki, uzay zaman ötesinde ruhların varolduğu ve tek bir ışıkta eridiği bir inanca sahip. Elbette insanların kişiliklerinin önceden biliniyor olması ile rastgele bir seçim ile ruhlara verilmesi aynı olmasa da burada kesin olan bir şey var: yaşam ötesi ve yaşam öncesi diye bir şeyler var ya da olabileceği düşünülmeli…

Şimdi de bu arka plan neticesinde filmin geri kalanına bakalım. Tam da hayallerine kavuşmak üzereyken ölüme doğru giden Joe, yaşam öncesi kısıma geldiğinde bir Akıl Hocası zannedilip pırıltısını hiç bulamamış 22 ile tanıştırılır ve ona son pırıltısını kazandırması istenir. Kendi bedenine dönmenin tek çözümü bu gibi gözüktüğü için Joe, 22 ile ilgilenir ve ona tüm gerçeği anlatarak onunla bir anlaşma yapar. 22 son pırıltısını bulacak ve dünyaya gitme vizesini Joe’ya verecektir, çünkü 22 dünyada yaşamayı hiç ama hiç istemez. Joe, son pırıltısı için 22’yi tüm meslekler ile tanıştırır, fakat 22 hiçbir mesleği yaşamın amacı olarak görmez. Son çare olarak 22’yi kendi yaşamı içine götüren Joe, burada kendi bilincinde geri plana atmış pek çok başarısızlık ile yüzleşmek zorunda kalır. Bir düşünelim, hepimiz yıllarımızı başarısızlık olarak adlandırdığımız olaylarla çürütmüyor muyuz? Ve sonra da onları görmek istemeyeceğimiz kadar geriye atıyor, ama bir gün yüzleştiğimizde hayatım berbatmış diyoruz. Peki, ama neden? Sizce başarısızlığı yanlış tanımlıyor olabilir miyiz ya da başarı? Nedir başarı ya da bizi hayata tutunduran amacımız? Bu cevap için filmi biraz daha ilerletmemiz gerek…

Hayatındaki başarısızlıklarla (?) yüzleşen Joe, daha çok yaşama geri dönmek ister, çünkü artık bunları telafi etmenin zamanı gelmiştir. Bunun üzerine çölde bir yolculuğa çıkarlar ve sanatlarını icra ederlerken kendilerinden geçen ve bu dünyaya gelen ruhlarla karşılaşırlar. Hani daha önce Joe piyano çalarken gerçekleşen o kendinden geçme gibi. Bunun üzerine film bizi çok ilginç varlıklarla tanıştırır. Bunlar, kayıp ruhlar yani takıntılarına sağlanmış ruhlardır. Hani şu hayatından memnun olmayıp da yaşamın içine sıkışan ve robotlaşan insanlar. Momo kitabındaki duman adamlar gibi. Bu ruhlar da kapkara simsiyah öyle yapayalnız avare dolaşmaktadırlar çölde. Bunu anlamak için çok uzağa gitmemize gerek yok, bu ruhlar bazen bir devlet kurumundaki memur bile olabilir. Hatta bu ruhlardan biri bize bile ait olabilir. Durup düşünelim yine. Sevdiğimiz şeyi mi yapıyoruz? Hayatımızdan keyif alarak mı yaşıyoruz? Yoksa Joe ve arkadaşlarının çölde yakalayıp takıntılarından kurtardığı mühendis gibi hayatımızdan nefret eder pozisyona mı gelmişiz. Eğer öyleyse, gelin o mühendis gibi her şeyi yıkıp sevdiğimiz yaşama gidelim koşarak…

Peki, Joe bedenine geri dönebildi mi ya da hayallerini gerçekleştirebildi mi? İsterseniz filmin sonu sürpriz olarak kalsın… Fakat sadece şunu söyleyeyim. Filmin devamında 22 son pırıltısını bir şekilde bulur, ama nasıl bulduğunu ve o pırıltının ne olduğunu bilmediği için büyük bir bunalıma düşer. Hatta o da çöle düşüp ‘hayatımın bir amacı yok’ takıntısına kapılarak kayıp bir ruh haline dönüşür. Çünkü son pırıltısı ona hayatının amacını yani hangi mesleği yapacağının bilgisini verecekti, ama o bilgiyi elde edemedi. Bunu üzerine Joe, 22’yi kurtarmak için yollara düşer ve 22’nin kayıp ruhunun içine girerek onun şimdiye kadar herkesten aldığı eleştiriler ile karşılarız, hatta kendisininkin dediği eleştiriyle bile! Tüm bunları tek tek yıkarak 22’ye ulaşır ve ona asıl yaşamın amacını ve pırıltısının ne olduğu söyler. Peki, sizce hangi meslek 22’nin amacıdır? Hiçbiri! Çünkü yaşamın amacı bir meslek seçimi kadar basit değildir. Film boyunca bize o son pırıltıyı almak bir meslek seçimi gibi gözükse de aslında o pırıltı bizzat hayatı yaşamanın pırıltısıdır. Çünkü o son pırıltı yaşamaya hazır olduğumuzda gelir, yaşamı sevmediği için pırıltı 22’ye gelmemişti. Yani neyi seçersek seçelim, hangi meslekte olursak olalım, tek amacımız her anı doruklarına kadar yaşamaktır. Hayatın amacı bir şeyler yapmak için yaşamak değil, ne yapıyor olursak olalım o yaptığımız şeyi bilerek isteyerek severek yapıyor olmamızdır… Hayatı, an içinde hayret ve tutku ile yaşamaktır…

Hayatınızın her anını severek ve o huzur dolu gülümsele ile yaşamanız ümidiyle…

2 Yorum

  1. Pınar Ocak 1, 2021 at 9:19 pm

    Özellikle son cümleler çok anlamlı olmuş. Emeğine sağlık, tebrik ederim. 🙂

    1. admin Ocak 2, 2021 at 12:28 am

      Çok teşekkür ederim, sana güzel anlamlar kattıysa ne mutlu bana 🤗

Sen ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir